Anjiyodisplaziler, sindirim sistemi duvarında bulunan küçük kan damarlarının genişlemesi ve kırılgan hale gelmesiyle oluşan damar lezyonlarıdır. En önemli özellikleri, bazen hiçbir belirti vermemelerine rağmen gizli veya görünür gastrointestinal kanamaya yol açabilmeleridir.
En sık kolonda görülürler; özellikle sağ kolon ve çekum sık yerleşim bölgeleridir. Bununla birlikte mide ve ince bağırsakta da bulunabilirler.
Neden oluşurlar?
Kesin oluşum mekanizması her zaman bilinmez. Yaşla birlikte bağırsak duvarındaki küçük damarların zaman içinde genişlemesi ve yapısının değişmesi önemli mekanizmalardan biri olarak kabul edilir.
Bu nedenle anjiyodisplaziler özellikle ileri yaşlarda daha sık görülür.
Bazı kalp, böbrek ve hematolojik hastalıklarla birlikteliği daha sık olabilir.
Belirtileri nelerdir?
Anjiyodisplazi bulunan birçok kişide hiçbir yakınma olmayabilir ve başka nedenle yapılan kolonoskopi veya endoskopide tesadüfen saptanabilir.
Kanama olduğunda ise farklı şekillerde ortaya çıkabilir:
- Dışkıda kırmızı veya bordo renkli kan
- Siyah, katranımsı dışkı
- Gözle görülmeyen kronik kan kaybı
- Demir eksikliği
- Demir eksikliği anemisi
- Halsizlik ve çabuk yorulma
- Nefes darlığı veya çarpıntı
Kanamanın önemli özelliklerinden biri aralıklı olmasıdır. Kanama durabilir ve daha sonra tekrar başlayabilir.
Anjiyodisplazi kanser midir?
Hayır. Anjiyodisplazi kanser değildir ve kanser öncüsü bir lezyon değildir. Bir damar yapısı bozukluğudur.
Ancak özellikle ileri yaştaki bir hastada kansızlık veya gastrointestinal kanama olduğunda, kanamanın doğrudan anjiyodisplaziye bağlanmasından önce diğer olası nedenlerin de değerlendirilmesi gerekir.
Demir eksikliği anemisine neden olabilir mi?
Evet. Anjiyodisplazinin önemli klinik özelliklerinden biri budur.
Lezyondan az miktarda fakat tekrarlayan kan kaybı olabilir. Hasta dışkısında hiç kan görmese bile zaman içerisinde demir eksikliği anemisi gelişebilir.
Bu nedenle nedeni açıklanamayan demir eksikliği anemisinde gastrointestinal sistem araştırılırken anjiyodisplaziler de olası nedenler arasındadır.
Tanı nasıl konulur?
Lezyonun bulunduğu yere göre farklı yöntemler kullanılabilir.
Kolonoskopi
Kolondaki anjiyodisplazilerin tanısında en önemli yöntemlerden biridir. Lezyonlar genellikle mukozada düz, kırmızımsı ve genişlemiş damar ağı şeklinde görülebilir.
Gastroskopi
Mide ve duodenumdaki damar lezyonlarının değerlendirilmesini sağlar.
Kapsül endoskopisi
Gastroskopi ve kolonoskopiyle kanama kaynağı bulunamayan uygun hastalarda ince bağırsaktaki anjiyodisplazilerin araştırılmasında özellikle yararlı olabilir.
Enteroskopi
İnce bağırsakta saptanan lezyonların doğrudan görülmesine ve bazı durumlarda aynı seansta tedavi edilmesine olanak sağlayabilir.
Aktif ve belirgin kanama durumlarında BT anjiyografi veya klasik anjiyografi gibi yöntemler de gerekebilir.
Her anjiyodisplazi tedavi edilmeli midir?
Hayır.
Başka bir nedenle yapılan endoskopide tesadüfen bulunan ve kanamaya neden olmayan anjiyodisplazilerin her zaman tedavi edilmesi gerekmez.
Tedavi özellikle aktif kanama, tekrarlayan kanama veya demir eksikliği anemisi bulunan hastalarda gündeme gelir.
Endoskopik olarak tedavi edilebilir mi?
Evet. Kanamaya neden olduğu düşünülen uygun lezyonlarda endoskopik tedavi uygulanabilir.
En sık kullanılan yöntemlerden biri argon plazma koagülasyonudur (APC). Kontrollü enerji uygulanarak anormal damarların koagüle edilmesi ve kanamanın durdurulması amaçlanır.
Lezyonun özelliklerine göre başka endoskopik kanama kontrol yöntemleri de kullanılabilir.
Tedaviden sonra tekrar kanar mı?
Evet. Anjiyodisplazilerin önemli özelliklerinden biri kanamanın tekrarlayabilmesidir.
Bir lezyon başarılı şekilde tedavi edilmiş olsa bile başka bölgelerde anjiyodisplaziler bulunabilir veya zaman içerisinde yeni lezyonlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle bazı hastalarda uzun dönem takip gerekir.
Kan sulandırıcı ilaçlar önemli midir?
Kan sulandırıcı ve pıhtılaşmayı etkileyen ilaçlar mevcut bir damar lezyonundan kanamanın ortaya çıkmasını veya şiddetlenmesini kolaylaştırabilir.
Ancak bu ilaçlar çoğunlukla önemli kalp-damar hastalıkları nedeniyle kullanılmaktadır. Hasta ilacını kendi kararıyla kesmemelidir. Kanama ve pıhtılaşma riskleri birlikte değerlendirilmelidir.
Kalp hastalıklarıyla ilişkisi var mıdır?
Özellikle ciddi aort darlığı ile gastrointestinal anjiyodisplazilere bağlı kanama arasında bilinen bir ilişki vardır. Bu birliktelik bazı durumlarda Heyde sendromu olarak adlandırılır.
Bu nedenle tekrarlayan anjiyodisplazi kanaması bulunan özellikle ileri yaştaki hastalarda eşlik eden hastalıkların bilinmesi önemlidir.
Kısaca
Anjiyodisplazi = sindirim sistemi duvarındaki kırılgan ve genişlemiş küçük damar yapılarıdır.
En önemli sonuçları:
Anjiyodisplazi → aralıklı kanama → kronik kan kaybı → demir eksikliği anemisi
şeklinde olabilir.
Kanser değildir. Belirti vermeyen her anjiyodisplazi tedavi gerektirmez. Kanama yapan lezyonların önemli bir bölümü ise endoskopik yöntemlerle tedavi edilebilir.
Önemli: Dışkıda belirgin kan, siyah katranımsı dışkılama, baş dönmesi, bayılma, çarpıntı veya belirgin halsizlik gelişmesi önemli gastrointestinal kanamanın belirtisi olabilir ve gecikmeden tıbbi değerlendirme gerektirir.
Kaynaklar
- Prof. Dr. Ali Tüzün İnce