Akalazya, yemek borusunun (özofagus) yiyecek ve içecekleri mideye iletmesini zorlaştıran, nadir görülen bir hastalıktır.
Normalde yutkunma sırasında yemek borusundaki kaslar aşağı doğru kasılır ve yemek borusunun mideyle birleştiği bölgedeki kapak, yani alt özofagus sfinkteri, gevşeyerek yiyeceklerin mideye geçmesine izin verir.
Akalazya hastalığında ise yemek borusunun normal kasılma hareketleri bozulur ve bu kapak yeterince gevşeyemez. Bunun sonucunda yiyecek ve sıvılar mideye geçmekte zorlanır ve yemek borusunda birikmeye başlar. Zaman içinde yemek borusu genişleyebilir.
Hastalığın kesin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Günümüzde, yemek borusunun hareketlerini kontrol eden bazı sinir hücrelerinin zarar görmesinin önemli bir rol oynadığı düşünülmektedir.
Bulgular ve belirtiler
Akalazyanın belirtileri genellikle yavaş yavaş ortaya çıkar ve zaman içerisinde belirginleşebilir. En sık görülen şikâyetler şunlardır:
- Yutma güçlüğü: hem katı yiyecekleri hem de sıvıları yutmakta zorlanma
- Yemeklerin göğüste takılı kaldığı hissi
- Yutulan yiyecek veya sıvıların tekrar ağza gelmesi
- Özellikle gece yatarken ağza acı veya sindirilmemiş yiyecek gelmesi
- Göğüs ağrısı veya göğüste baskı hissi
- Gece öksürüğü
- Gece uykudan boğaza veya ağza yiyecek gelmesi
- Kilo kaybı
- Geğirme ve şişkinlik
Bazı hastalarda yemek borusunda biriken yiyecek ve sıvılar akciğerlere kaçabilir. Bu durum özellikle geceleri öksürüğe, tekrarlayan akciğer enfeksiyonlarına ve nadiren zatürreye neden olabilir.
Reflü ile karıştırılabilir
Akalazyanın yutma güçlüğü bazen reflü veya başka yemek borusu hastalıklarıyla karıştırılabilir. Özellikle giderek artan yutma güçlüğü, açıklanamayan kilo kaybı veya yeni başlayan belirgin şikâyetlerde doktor değerlendirmesi gerekir.
Tanı nasıl konur?
Akalazya tanısında tek bir test her zaman yeterli olmayabilir. Genellikle birkaç inceleme birlikte değerlendirilir.
1. Endoskopi
Ağızdan ilerletilen ince bir kamera ile yemek borusu ve mide incelenir.
Endoskopi, akalazyanın kendisini göstermekten çok, yemek borusundaki başka hastalıkları ve özellikle yemek borusu veya mide girişinde darlığa neden olabilecek durumları dışlamak açısından önemlidir. Özellikle ileri yaşta yeni başlayan şikâyetlerde veya hızlı kilo kaybı gibi alarm bulgularında bu inceleme önem kazanır.
2. Özofagus manometrisi
Akalazya tanısında en önemli testlerden biridir. İnce bir kateter yardımıyla yemek borusunun yutkunma sırasında nasıl çalıştığı ve mide girişindeki kapağın ne kadar gevşediği ölçülür.
Manometri aynı zamanda akalazyanın Tip 1, Tip 2 veya Tip 3 olarak sınıflandırılmasına yardımcı olur. Bu sınıflandırma, uygulanacak tedavinin seçiminde önemlidir.
3. Baryumlu özofagus grafisi
Hastaya baryum içeren bir sıvı içirilir ve röntgen görüntüleri alınır. Yemek borusunun genişleyip genişlemediği ve mide girişindeki geçişin nasıl olduğu değerlendirilir.
4. FLIP
Tanının net olmadığı durumlarda FLIP (fonksiyonel lümen görüntüleme probu) adı verilen ileri bir yöntem kullanılabilir. Bu yöntem, yemek borusunun ve mide girişindeki bölgenin ne kadar açılabildiğini değerlendirmeye yardımcı olur.
Tedavi yöntemleri
Akalazyanın nedeni tamamen ortadan kaldırılamasa da günümüzde hastaların büyük bölümünde yutma güçlüğünü belirgin şekilde azaltan etkili tedaviler bulunmaktadır. Tedavinin temel amacı, mide girişindeki sıkı bölgeyi gevşetmek veya açmak, böylece yiyeceklerin mideye daha kolay geçmesini sağlamaktır.
POEM
POEM (Peroral Endoskopik Miyotomi) günümüzde akalazyanın önemli tedavi seçeneklerinden biridir. Ağızdan gönderilen endoskopla yemek borusuna girilir ve mide girişindeki fazla kas dokusu içeriden kesilerek geçiş kolaylaştırılır. Karında kesi yapılmaması önemli avantajlarından biridir.
Özellikle Tip 3 akalazya olarak adlandırılan, yemek borusunda spazmın belirgin olduğu hastalarda POEM çoğu güncel yaklaşımda öne çıkan tedavidir. 2024 AGA uzman önerileri ve 2025’te yayımlanan güncellenmiş SAGES kılavuzu da Tip 3 akalazyada POEM’i özellikle tercih edilen seçenek olarak belirtmektedir.
POEM sonrasında reflü gelişme ihtimali diğer bazı tedavilere göre daha yüksek olabilir. Bu nedenle işlem sonrasında reflü açısından takip ve gerektiğinde mide asidini azaltan ilaçların kullanılması önemlidir.
Heller miyotomisi
Heller miyotomisi, mide girişindeki kasların cerrahi olarak gevşetilmesini sağlayan, genellikle kapalı yöntemle uygulanan bir ameliyattır.
Çoğu hastada, ameliyattan sonra reflü gelişmesini önlemek amacıyla fundoplikasyon adı verilen ek bir işlem de aynı ameliyat sırasında uygulanır.
POEM ile Heller miyotomisi arasında seçim yapılırken hastanın yaşı, genel sağlık durumu, akalazyanın tipi, yemek borusunun yapısı ve hastanın tercihleri birlikte değerlendirilir.
Pnömatik dilatasyon
Bu yöntemde yemek borusunun mideyle birleştiği bölgeye bir balon yerleştirilir ve kontrollü şekilde şişirilerek sıkı kasların gevşemesi sağlanır.
Etkili bir tedavidir ve bazı hastalarda tekrar uygulanması gerekebilir. Günümüzde POEM ve cerrahi seçeneklerin yanında hâlâ önemli bir tedavi alternatifidir.
Botoks
Botulinum toksini (Botoks), endoskopi sırasında mide girişindeki kasa enjekte edilir; amaç bu kasın gevşemesini sağlamaktır.
Genellikle kalıcı bir tedavi değildir. Etkisi zamanla azalabildiği için daha çok cerrahi veya diğer girişimsel tedavileri kaldıramayacak hastalarda tercih edilir.
İlaç tedavisi
Bazı ilaçlar mide girişindeki kası geçici olarak gevşetebilir. Ancak etkileri sınırlıdır ve günümüzde akalazyanın temel tedavisi olarak genellikle tercih edilmezler.
Hangi tedavi daha iyi?
Tek bir tedavi herkes için en iyi seçenek değildir. Güncel yaklaşımda özellikle akalazyanın Tip 1, Tip 2 veya Tip 3 olması tedavi seçiminde önemlidir.
- Tip 1 ve Tip 2: POEM, Heller miyotomisi ve pnömatik dilatasyon etkili seçeneklerdir.
- Tip 3: POEM, özellikle spazmın yemek borusunun daha uzun bir bölümünü etkilediği hastalarda öne çıkmaktadır.
- İleri yaşta veya başka ciddi sağlık sorunları bulunan hastalarda daha düşük riskli seçenekler değerlendirilebilir.
- Daha önce tedavi uygulanmış ancak şikâyetleri tekrar ortaya çıkmış hastalarda farklı bir tedavi yöntemi gündeme gelebilir.
Bu nedenle tedavi kararı yalnızca hastalığın adına bakılarak değil; manometri sonucu, yemek borusunun genişliği, hastanın yaşı ve genel sağlık durumu birlikte değerlendirilerek verilmelidir.
Akalazya tamamen geçer mi?
Akalazya kronik bir hastalıktır. Günümüzde hastalığın altında yatan sinir hasarını tamamen ortadan kaldıran bir tedavi bulunmamaktadır.
Bununla birlikte modern tedavi yöntemleriyle hastaların büyük bölümünde yutma güçlüğü ve diğer şikâyetlerde belirgin düzelme sağlanabilir.
Tedaviden sonra yıllar içerisinde bazı hastalarda belirtiler yeniden ortaya çıkabilir. Bu nedenle tedavi başarılı olsa bile hastaların şikâyetleri açısından takip edilmesi önemlidir.
Özellikle POEM veya Heller miyotomisi sonrasında reflü gelişebileceği unutulmamalıdır. Reflü belirtileri olan veya endoskopide reflü saptanan hastalarda uygun tedavi ve takip yapılır.
Uzun süre ihmal edilmemeli
İleri ve uzun süre tedavi edilmemiş akalazya, yemek borusunun ileri derecede genişlemesine ve işlevinin daha fazla bozulmasına yol açabilir. Bu nedenle sürekli veya giderek artan yutma güçlüğünün “reflüdür” denilerek uzun süre ihmal edilmemesi önemlidir.
Kısacası
Akalazya tedavi edilebilir bir hastalıktır; ancak hastalığın kendisi tamamen ortadan kaldırılamaz. Günümüzde POEM, Heller miyotomisi ve pnömatik dilatasyon gibi etkili tedaviler sayesinde hastaların yaşam kalitesi çoğunlukla belirgin şekilde artmaktadır.
Yutma güçlüğü yaşayan, özellikle hem katı hem sıvıları yutmakta zorlanan veya yemeklerin göğüste takıldığını hisseden kişilerin gastroenteroloji uzmanına başvurması önerilir.
Kaynaklar
- Prof. Dr. Ali Tüzün İnce — 2026 gözden geçirmesi
- Mayo Clinic — Akalazya: belirtiler ve nedenler
- Mayo Clinic — Akalazya: tanı ve tedavi
- 2024 SAGES POEM kılavuz güncellemesi (Surgical Endoscopy, 2025)
- 2024 AGA POEM uzman görüşü (Gastroenterology, PMID 39425737)