Mide veya on iki parmak bağırsağının mukozasında başlayıp kas tabakasına doğru uzanım gösteren yüzeyel veya derin yaralara ülser denilir. Çok değişik nedenlerle oluşur; aşırı asit üretimi, aside karşı koruyucu olan mukus maddesinin yetersiz kalması, Helikobakter Pilori adlı bakterinin etkisi, aşırı stres veya romatizma ilaçlarının kullanımını takiben vb. Şikâyet olarak midede ekşime, yanma, üst karın bölgesinde ağrı, kusmalar olabildiği gibi bazen mide kanaması ve delinmelere sebep olarak hastanede tıbbi veya cerrahi tedavi gerektirebilir. Hiçbir şikâyeti olmadığı halde kanamayla hastaneye müracat eden sessiz ülseri olan hastalar oldukça çoktur. Midenin radyolojik tetkiki; baryumlu mide grafileri de bazen tanı koymada yetersiz kalmakta ve endoskopik inceleme istenmektedir. En kesin tanı endoskopik incelemeyle konulur. On ülser hastasının birinde kanama veya delinme gibi komplikasyonlar gelişebilir. Çoğu hasta ülser kanamasını ayakta ve haberi olmadan geçirir, sadece dışkı renginin siyahlaştığını, hafif bir halsizliği olduğunu farkeder. Bazende hastada şok yaratabilecek ciddi kanamalar olur ve bu durum mutlaka hastanede takip ve tedavi gerektirir. Çok nadiren de sadece cerrahi yolla durabilecek ciddi kanamalar olabilir. Gastroskopi sırasında ülser kanamalarına rastlanırsa midede olan bu kanamalar genellikle skleroterapi işlemiyle durdurulabilir. Bazen ülser ilerleyip öyle derinleşir ki kas tabakasını aşarak mide duvarının delinmesine ve mide içindekilerin karın içine dolmasına neden olur. Ülser nedeniyle gelişen mide delinmeleri ise mutlaka cerrahi tedavi gerektirir.
Kaynaklar
- Prof. Dr. Ali Tüzün İnce — Kadıköy Endoskopi Merkezi arşivi